Hatay’ın kurtuluşunun 85. Yılı düzenlenen tören ve çişitli etkinliklerle kutlanırken İstanbul’daki Hatay Medeniyetler Federasyonu Genel Başkan ve bazı yönetcileri de Ankara’da Anıtkabir ziyaretinde bulunacaklar.
İlk tören saat 10,00’da Cumhuriyet Meydanı’ndaki Atatürk Anıtına çelenk sunumuyla başlayacak. Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ve tüm şehitlerimizin manevi huzurunda 1 dakikalık saygı duruşunun ardından İstiklal Marşımız hep birlikte söylenecek.
Günün anlam ve öneminin belirten konuşmaların ardından şehitlik ziyareti gerçekleştirilecek. Ardından Valilikte kutlamalar kabul edilecek.
Akşam saat 20,00’de ise HBB Antakya Yerleşkesi Amfi Tiyatro Alanında Cengiz Özkan Hatay Türkülerinden oluşan bir konser verilecek.

MEDENİYETLER FEDERASYONU’NDAN AÇIKLAMA

Hatay’ın İşgali ve Kurtuluşu
Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan Anadolu topraklarındaki ilk işgaller Hatay bölgesinde yaşandı. İlk olarak İskenderun 9 Kasım 1918’de İngilizler tarafından işgal edildi. İngilizlerin ardından bölgeye asker çıkaran Fransızlar; 27 Kasım 1918’de İskenderun, Belen, Antakya ve Harim kazalarını içine alan İskenderun Sancağı’nı kurarak başına Fransız bir askerî vali tayin ettiler. Fransızlarla ortak hareket eden Ermenilerin kindar ve acımasız davranışları, Hatay yöresinde silahlı direnişin erken başlamasına neden oldu. Hatay direnişi, yoğunlukla bölgenin kuzeyindeki Gâvur Dağları ile daha güneyde kalan Amik Ovası-Kürt Dağı ve Antakya-Kuseyr yörelerinde cereyan etti. Hatay’ın kuzeyinde kalan İskenderun-Dörtyol kesimlerinde Kara Hasan, Hakkı Bey gibi Kuvâ-yı Milliyeciler ön plana çıkarken güneyde ise Tayfur Mürsel, Asım Bey, Ahmet Türkmen gibi isimler önemli yer tuttu. Hatay direnişi, Mustafa Kemal Paşa öncülüğündeki Millî Mücadele hareketi ile kurulan irtibat neticesinde daha organize hâle geldi ve Hatay, Millî Mücadele’nin Güney Cephesi’ne dâhil oldu. Bölgede çarpışmalar devam ederken Türkiye ile Fransa arasında, 20 Ekim 1921 tarihinde Ankara İtilafnamesi imzalandı. Böylece iki devlet arasındaki savaş hali sona erdi ve Türkiye-Suriye sınırı çizildi. Bu antlaşma ile Dörtyol (Payas dâhil) ve Hassa Türkiye sınırları içinde kalırken İskenderun bölgesi için özel bir idare şekli kurulması ve buradaki Türklere birtakım ayrıcalıklar verilmesi kararlaştırıldı. Böylece Misak-ı Milli sınırlarına dâhil olan Antakya-İskenderun yöresinin Suriye’de kalması, Güney cephesindeki çarpışmaları sonlandırabilmek adına istemeyerek de olsa kabul edildi. Bu durum, uygun zaman ve şartların oluşması beklendiğinden Lozan Antlaşması’nda da aynen kabul edildi. Bu çalışmada Mondros Mütarekesi’nden sonra Hatay coğrafyasında yaşanan işgal ve direniş hareketleri ele alınacaktır.
HATAY’IN ANAVATANA KATILIŞI
Hatay ve Antakya bölgesi, M.Ö. 333 yılında Büyük İskender ile Pers İmparatoru III. Dareios’un ordularının İssos kenti civarında yaptığı savaşla Makedon hakimiyetine girmiş olup, Büyük İskender’in ölümünden sonra komutanlarından Seleucus I. Nikator tarafından M.Ö. 300’lü yıllarda Antakya kenti kurulmuştur.
M.Ö. 64 yılında Antakya Roma İmparatorluğuna katılmış, M.S. I. yüzyılın ilk yarısında ortaya çıkan Hristiyanlık, Kudüs dışında ilk defa Antakya’da yayılmıştır. Hz. İsa’ya inananlara ilk defa Antakya’da “Hıristiyan” adı verilmiştir. Antakya M.S. I. yüzyılda Roma ve İskenderiye’den sonra dünyanın üçüncü büyük kenti olmuştur.
Antakya 638 yılında Ebu Ubeyde Bin Cerrah tarafından fethedilmiş olup, uzun süre Haçlı orduları ile Müslüman ordularının mücadelesine ve sık sık el değiştirmesine sahne olmuştur. Antakya ve çevresi sonuçta 1516 yılında Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi sırasında Osmanlı hakimiyetine girmiş, I. Dünya Savaşı’nı Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında bitiren Mondros Antlaşmasından sonra Kasım 1918’de Fransızlar tarafından işgal edilmiştir. Uzun mücadele ve uğraşlar sonucunda 2 Eylül 1938’de Hatay Devleti kurulmuş, 29 Haziran 1939’da Hatay Millet Meclisi son toplantısını yaparak kendini feshetmiş ve Türkiye Cumhuriyeti’ne katılma kararı almıştır. 23 Temmuz 1939’da da son Fransız askeri Antakya’yı terk ederek Hatay’ın (Antakya) kurtuluşu gerçekleşmiştir.
