Yazar: Bahri Polat
HATAY’IN KAVURUCU SICAĞINDA TARLADA ÇALIŞAN 70’LİK İŞÇİLER, ZOR DA OLSA İŞLERİ OLDUĞU VE EKMEK PARASI KAZANABİLDİKLERİ İÇİN HERŞEYE RAĞMEN YÜZLERİ GÜLÜYOR Amik Ovasında yaşları 70’i aşmış ama çalışmaya devam ediyorlar. Çok öyle koronavirüs tartışması da yapmıyorlar. Yüzlerinden düşen bin parça da değildir. Resimde son derece mutlu görünüyorlar. Üretimde olanların mutsuz olmadıklarını gördük. 40 Derece sıcaklıkta çalışmaya devam ediyorlar. Bence Türkiye örnek almalıdır. Her şart altında hayatlarını kazanmaya devam ediyorlar. Fotoğraflarını çekmemi ve insanların görmesi için özellikle yayınlanmasını rica ettiler. Ben de söz verdim. Onların üretim içinde mutlu olduklarının resimleridir.(HÜSEYİN GÜLER)
Ülkede üretimsizlikten kaynaklanan yokluk ve pahalılık almış başını giderken, üretim yerine millet bahçelerine milyonlar harcanıyor. Doğru ya herşeyimiz tamam, hiç bir konuda hiç bir sorunumuz yok, sadece bir bahçemiz eksik. Yani fabrika yapılışına değil, millet bahçesi açılışına sevinenlerin, açlıkş, yoksulluk ve işsizlik konusundaki ülke gündeminin tablosu..! İnsanı gülermisin ağlarmısın ikileminde bırakmıyor mu?
Ülkemizde yaşanan konut krizinin aşılması için çeşitli çareler arasnasa da konutu olmayanların kiralama ve barınma sıkıntısı gün geçtikçe daha da büyüyor. Vatandaşlarımız içinde bulundukları konut sorununa çözüm ve çare arayışlarını sürdürürken doğanın sevimli yaratıkları olan leylekler çoktan çözmüş konut sorununu. Leyleklerin kışlıkları var mı bilmiyorum ama yazlık barınacak konut sorunu çözmüşler. Geliştirdikleri dikey yapılaşmaya dayalı toplu konut projeleriyle meselenin çaresini bulmuşlar. Leyleklerin kıskandıran konutlaşmasının darısı milletimizin, evi olmayanların başına diyoruz ve evi olmayanların bir an önce eve kavuşmalarını yürekten diliyor ve destekliyoruz. Ayrıca leyleklerin konut sorununu çözme formülü bizim konut sorunumuzu çözmek için örnek model olarak kullanılabilir mi?
Cumhuriyet kurulduğundan beri şeker üretirdik. Hem de bize yeterli şekeri. Fazlasını da ihraç ederdik. Hem pancar üreticisi köylü kazanırdı. Hem ülkemiz kazanırdı. Ama bugün geldiğimiz nokta vahim!.. “400 bin ton şeker ithalatı için gümrük vergisi sıfırlandı ” (Basından ) “Memleketimizin her müsait mıntıkasında şeker fabrikalarının çoğalması ve bu suretle memleketin şeker ihtiyacının temini mühim hedeflerimiz sırasında tanınmalıdır” Gazi Mustafa Kemal Alpullu Şeker Fabrikası 1926 yılında açıldl, 96 yıl sonra geldiğimiz nokta bu! Şeker fabrikaları satıldı. Bir avuç şekere muhtacız… Bahri POLAT
Türkiye’de insan yaşamının sürdürülebilmesi için gerekli herşeyin temini ve sahip olunması imkansızlaşarak tam bir krize dönüştü. Un, yağ, şeker, Çay gibi temel gıda maddelerine toplumun yarısından fazlasının ulaşabilmesi oldukça zorlaştı. Sofradaki ekmek küçüldü. Et, tavuk, sucuk gibi gıda maddeleri milyonlarca ailenin sofrasından kalktı. Milyonlarcası ise sofrasına kısıtlı koyabiliyor ya da koyarken çok zorlanıyor. Peynir zeytin lüx oldu. Birçok aile alabilsede gramla alır duruma geldi. Ülke insanının büyük bir çoğunluğu barınma sorunu yaşıyor. Hatta barınma sorunu krize dönüştü. Kiralayanla kiracının arası açıldı. Piyasaya güvensizlik ve belirsizlik hakim olunca piyasadaki herşey kontrolden çıktı. Zamlar günlük hatta anlık duruma dönüştü. Ve herşey kontrolden…
AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda 9. yılında ‘Gezi’yi hedef aldı. Erdoğan:”Düşünün, Dolmabahçe Cami’nin içinde bu eşkıyalar bu teröristler caminin içini pislemişti. Bu teröristler, eşkıyalar bira şişeleriyle caminin içini pislemişti. Bunlar böyle. Bunlar çürük, bunlar sürtük. Kamu binalarının, polis araçlarının, işyerlerinin, otobüslerin, sokakların yıkıldığı Gezi olaylarının arkasında hangi güçlerin olduğunu tarih de yazıyor. Bunlardan bu millete hayır gelmez. Bunlar ancak terör sevicilerle beraber.” Camideki bu iddiaların gerçek olmadığı, uydurma olduğu, camide böyle bişeyin olmadığını cami imamı Allah rızası için yalandan olmayan şeyi olmuş gibi söyleyemeyeceğini belirterek yalanlamıştı zaten. Türk kadını içi ağır bir hakaret olan Sürtük meselesine gelince; DEVLETİN TÜRK DİL…
Sürekti artan döviz kuru ve buna bağlı olarak her gün zamlanan ürünlerle alım gücü her geçen gün düşen vatandaşların temel ihtiyaçlarını bile alamaması yüzünden Hatay esnafları zor günler geçirirken yaşanan ekonomik krizin ciddiye alınarak gerekli önlemlerin alınmasını istiyorlar. ESNAFLARIN ZARAR GÖRMESİ ÜLKE EKONOMİSİNİ OLUMSUZ ETKİLER Pandemiyle başlayan ve ardından döviz kurunda ani ve aşırı artışlarla meydana gelen ve her gün zamlanan ürünler nedeni yetmezmiş gibi bir de vatandaşın alım gücünün düşmesi sonucunda yaşanan sıkıntılarla zora düşen esnaf: “Pek çok kaleme getirilen zamlar, vatandaşın yanı sıra esnafları da etkiliyor. Vatandaş bir an önce fiyatların durulmasını beklerken her gün artması yüzünden bizlerde…
İSKENDERUN Adana’dan Antakya’ya gidilir İlçemizde mutlak mola verilir Akdeniz’in incisidir bilinir Bahar bizde, sıcak bizde, yaz bizde Yıllar boyu isimyazmış tarihe Kalem kağıtyetmez oldu tarife Tasvir-tarif gerekir mi arife Ağıt bizde, bozlak bizde, saz bizde İskender’le kurulmuştur şehrimiz Nice devlet kondu göçtü biliriz Artık bizim, kime nasıl veririz Yiğit bizde, gelin bizde, kız bizde Bayramlarda kdhke çörek pişmeli Narenciye hurma yere düşmeli Hambelesten çokça yeyip şişmeli Erik bizde, çağla bizde, hoz bizde Demir Çelik Fabrikalar dizildi Modern evler, yeni plan çizildi Yarıkkaya esti esti süzüldü Spor bizde, yelken bizde, hız bizde Sıcağına dayanılmaz göçülür Sarımazı, Belen, Arsuz seçilir Atik, Bedrik…
Hataylim.com hemşehri ziyaretlerine başlayarak ilk ziyaretini İstanbul Ticaret Odası Fuarlar Koordinatörlüğünde uzman olarak görev yapan güler yüzü, samimiyeti ve dostluğuyla hemşehrilerine güven veren saygı sevgi dolu başarılı bir hemşehrimiz Şaban Oruç beyefendiyi, İstanbul Ticaret Odası’nın Eminönü’ndeki binasında ziyaret ettik. Makamında güler yüzü ve misafirperverliğiyle karşılaştığımız Şaban Oruç Beyefendinin çayını içtik. Hatay’ı ve İstanbul’daki Hataylı hemşehrilerimizi konuştuk. Bizim tanıyıp onun tanımadıklarından, bizim tanımadığımız ve Şaban Beyin tanıdığı Hataylı’ları konuştuk. İstanbul’daki hemşehrilerimiz konusunda neler yapılabileceği, birlik ve dayanışmaların nasıl sağlanacağı ve benzeri birçok konuyu akıp giden sohbet ortamında konuştuk. Konu Hatay ve Hataylı olunca sohbet derinleştikçe derinleşti ve Şaban Abimizin çok güzel…
Hazine ve Maliye Bakanı Nebati, göreve geldiğinde ekonominin geleceğini ve nasıl düzeleceğini bilimsellik ve ekonomik göstergeler yerine gülerek gözlerindeki ışıltıyla göstermeye çalışmıştı. Tabi ki Bakan Nebati’nin dediği gibi olacaktı. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Hesap aslında anlaşılır ve basitti ; Havalar ısınacak. Tarla ürünleri çıkacak. Sebze meyve bollaşıp ucuzlayacak. Ülke turist kaynayacak ve döviz gelecekti. Bu hesapla gözlerdeki ışıltıyla işin tereyağından kıl çeker gibi çekilip hallolacağı hesaplanıyordu. Ve herşey düzelecek ve herkes mutlu mesut olacaktı. Tabi ki ilimden, bilimden, ekonomik verilerden, ülke ekonomisi ve dünya ekonomisi gerçeğinden uzak hiçbir dayanağı olmayan hesap ve ifadelerle ancak bu kadar oluyormuş. Yani gözlerdeki…