Yazar: Bahri Polat

NE VAR BUNDA….! “Ne var bunda?”Artık masum bir soru değil bu.Yanlışı sıradanlaştırmanın, çürümeyi görünmez kılmanın en kısa cümlesi.Pazarda limon alıyorsun.Tezgâhın arkasında bir kap su…Limon suya sokulup çıkarılıyor, parlatılıyor.“Sulu limon” algısı oluşturuluyor.Veli nimet dediğin ürün, göz boyamayla satılıyor.Uyardığında cevap hazır:“Ne var bunda, herkes yapıyor.”Ekranlara bakıyorsun.Bazı televizyon programlarında hayatlar sergileniyor.Çoğu zaman lüks evler, geniş salonlar, rahat sofralar…Bazen kenar mahalleden kesitler de ekleniyor ama mesele orada da aynı:Acil gidilmesi gereken uzun mesafeli lokasyonlara,her defasında ticari taksilerle ulaşılabiliyor.Hayatın gerçek yükü, maddi sınırlar, imkânsızlıklar pek görünmüyor.Gerçeklik değil, kurgulanmış bir “normal” sunuluyor.Eleştirildiğinde savunma tanıdık:“Ne var bunda, sonuçta program bu.”Aile ilişkileri, mahremiyet, sınırlar…Hepsi reyting uğruna esnetiliyor.Teyze–yeğen, amca–yenge,istemeden…

Read More

KİM DEMİŞ YOK DİYE…! Bir süredir aynı cümleyi duyuyoruz.Özellikle siyaset, bürokrasi ve teknik alanlarda:“Yok…İnsan yok…Yetişmiş kadro yok…Uzman yok…Olanlarla idare edeceğiz.”Bu cümleler zamanla bir gerekçeye, hatta bir kabule dönüşüyor.Yanlış tercihlerin, zayıf kadroların ve geçici çözümlerin bahanesi hâline geliyor.Oysa sorun gerçekten “yok” olması mı?Yoksa bakılmayan, görülmeyen, çağrılmayan insanlar mı var?Bir şehirde;yıllarca üretim yapmış, onlarca mühendisi aynı çatı altında toplamış,meclis tecrübesi olan,ama siyasetin maddiyat merkezli, dar ve yıpratıcı atmosferinden bilinçli olarak uzak durmuş insanlar var.Bir başka yerde;merkezî yönetimdeki makamını, imkânını, konforunu geride bırakıp“ben hizmet etmek istiyorum” diyerek yerelde sorumluluk almaya hazır idealistler var.Yine başka bir örnekte;yurtdışındaki akademik birikimini, kariyerini, düzenini bozupülkesine dönmüş,kamuda üst…

Read More

EMANETİ NASIL TAŞIYACAĞIZ: DİKEY Mİ, YATAY MI…?Bir kenti yönetmek,bir makamı doldurmak değildir.Bir emaneti taşımayı kabul etmektir.Çünkü belediye başkanlığı;yetkiyle gelen bir ayrıcalık değil,sorumlulukla gelen ağır bir yüktür.Bugün oturulan koltuklar geçicidir.Ama alınan kararlar, yapılan tercihlerve görmezden gelinen sorunlar kalıcıdır.İşte tam da bu noktada asıl soru ortaya çıkar:Bu emanet nasıl taşınacaktır?Kentler büyürken yalnızca nüfusları artmaz;sorunları, beklentileri ve kırılganlıkları da çoğalır.Bu nedenle artık şehirlerde yapılan işlerin değeri,sadece ne yapıldığıyla değil,nasıl karar verildiğiyle ölçülmektedir.Bugün birçok şehirde temel ayrım şudur:Kentler dikey bir anlayışla mı,yoksa yatay bir akılla mı yönetilmektedir?Dikey yönetim;kararların dar bir çevrede alındığı,önceliklerin yukarıdan belirlendiğive vatandaşın çoğu zaman yalnızca sonuçla karşılaştığı bir modeli ifade eder.Hızlıdır,…

Read More

BELEDİYELER KRİZLERE NE KADAR HAZIR..? Krizler artık “olasılık” değil, hayatın bir parçası. Deprem, sel, yangın, salgın ya da gıda krizi… Hepsi aynı soruyu tekrar tekrar sorduruyor: Şehirler ve onları yönetenler bu krizlere ne kadar hazır? Bundan yalnızca bir hafta önce, 17 Aralık 2025 Çarşamba günü, Hatay’da sadece 30 saat arayla ikinci kez 4’ün üzerinde deprem yaşandı. Depremler büyük değildi belki; ama hatırlattığı gerçek çok büyüktü. Kriz dediğimiz şey her zaman yıkıcı bir felaketle gelmez. Bazen küçük sarsıntılarla uyarır, bazen de hazırlıksız yakalar. Hatay, yakın geçmişte ağır bedeller ödemiş bir şehir. Buna rağmen yaşanan her yeni sarsıntı, sadece binaların değil; kurumların,…

Read More

NE OLUYOR BİZE? Rıza İlhan Şeşen’in yıllar içinde değerlenen besteleri…Birol Güven’in öğretmenlikten televizyonculuğa uzanan emeği…Bazen gerçekten de insan, zaman geçtikçe olgunlaşır; üretimi derinleşir; kıymeti daha iyi anlaşılır. Ama bugünlerde Türkiye’de ilginç bir eğilim var:“Genç olsun yeter” yaklaşımı, sanki şehir yönetiminin de ana kriteriymiş gibi lanse ediliyor.Bu hem eksik hem de tehlikeli bir bakış açısıdır. Şehir Yönetimi Bir ‘Gösteri’ Değil, Bir Uzmanlık Alanıdır Belediyecilik, sadece tabela asmak, yol yapmak, çiçek dikmek değildir.Bir belediye başkanı, sabahın dördünde başlayan, gece yarısına kadar devam eden bir sorumluluk zincirinin merkezindedir. Çünkü şehir denen organizma hiç uyumaz. Bugün Türkiye’nin dört bir yanında çokça görülen, özellikle: Büyükşehirlerde,…

Read More

NARDUGAN KUTLU OLSUN İnsanlık tarihi yalnızca savaşların, iktidarların ve sınırların değil; doğayla kurulan ilişkinin, umutların ve yeniden başlama iradesinin de tarihidir. Kültür; insanın doğayı gözleyerek geliştirdiği ortak akıldır. İnanç ise bu aklın var olana duyduğu teslimiyettir. Bu yüzden insanlığın yüzyıllardır kutladığı özel günleri bir inanç tartışması olarak değil, inanç kültürü ve ortak yaşam bilinci olarak okumak gerekir.İnsan gökyüzüne baktı, güneşi izledi, mevsimleri kayda aldı. Çünkü biliyordu ki; gün uzarsa umut artar, ışık çoğalırsa hayat güçlenir. İlkbaharın gelişi Nevruz’la, hasat zamanı şükürle, en uzun gecenin ardından günlerin uzamaya başlaması ise yıl döngüsü kutlamalarıyla karşılandı. Bu döngünün en kadim örneklerinden biri de…

Read More

ŞEHİRLERDE GIDA GÜVENLİĞİ Gıda güvenliği çoğu zaman tarım politikalarının ya da merkezi yönetimlerin konusu gibi ele alınır. Oysa son yıllarda yaşanan küresel krizler, salgınlar ve savaşlar açıkça gösterdi ki gıda güvenliği artık şehirlerin doğrudan sorumluluk alanıdır. Çünkü gıdaya erişim meselesi, en önce şehirlerde hissedilir. Bugün büyük kentlerin en kırılgan noktalarından biri, gıdaya olan yüksek dış bağımlılıktır. Şehirler büyüdükçe üretim alanları uzaklaşmakta, tedarik zincirleri uzamakta ve en küçük aksaklık bile raflara zam, pazarlara yokluk olarak yansımaktadır. Bu tablo, gıda güvenliğinin yalnızca üretim değil, aynı zamanda planlama ve yönetim meselesi olduğunu ortaya koymaktadır. Şehirlerde gıda güvenliği; neyin, nerede, ne kadar üretileceğini bilmekle…

Read More

Hayır, SAATÇİYİM . SANATÇI MISINIZ..? Hayır, SAATÇİYİM . Ankara’dayım.Her zamanki gibi fötr şapkamla indim kahvaltıya. Restorana adımımı atar atmaz, bir tuhaf sessizlik oldu.Bakışlar üzerimdeydi.Yaklaşık üç dakika sonra iki kişi yaklaştı. “Sanatçı mısınız?” diye sordular. Gülümseyerek, espiri modunda cevap verdim:“Hayır… Saatçiyim.” Bir an durdular.Ben durmadım. Sonra empati yaptım. Eskiden saatçiler vardı…Zamanın ustalarıydı onlar.Sadece el becerileriyle değil; sabırlarıyla, ritimleriyle, sessizlikleriyle çalışırlardı.Özel eldivenleri olurdu.Baloya gider gibi giyinirlerdi.Bir saati tamir ederken geçen süre, insanın içini acıtmazdı.Çünkü zaman, emanet edilmişti. Bugün saatler değişti.Hızlandı.Ucuzladı.Değersizleşti. Ama asıl değişen, zamanın kendisi değil;zamanla kurduğumuz ilişki oldu. Şehirler de böyle…Kentlerin iyileştirme planları gecikiyor.Onarımlar erteleniyor.Bakım yapılmıyor.Sorunlar “sonra”ya bırakılıyor. Tıpkı bozulan ama…

Read More

İskenderun Kültür Sanat ve Dayanışma Derneği (İKSAD) başkanı Asuman Süar, Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde geçirdiği başarılı bir operasyonla anjio oldu. Damarlarına bir stend takılan başkan Asuman Süar’ın durumu iyi ve yapılacak son kontrollerinden sonra taburcu edilerek Beylikdüzü’ndeki evinde dinlenecek. Antakya Derneği başkanı Ahmet Kara’nın hastaneye gidişten ameliyatın bitimine kadar başkan Süar’a refakat ederek vefa örneği gösterdi. Başkan Asuman Süar’a geçmiş olsun der acil şifalar dileriz.

Read More