Yazar: Bahri Polat
NECMİ HOCA,SEN ÇATAK’I GÖRDÜN MÜ..? “81 ili gördüm” dediğim bir paylaşımın ardından bir okur şöyle yazdı: “Türkiye sadece illerden ibaret değil.” Çok doğru…Bu ülkenin her ili başka bir dünya; her ilçesi farklı bir nefes; hatta bazı mahalleleri bile bambaşka bir kültür taşır. Mesela Hatay’ın Kırıkhan ilçesindeki 61 mahallesi…Adı bile Karadeniz’i çağrıştırır.Karadeniz’den gelenlerin yoğunluğu nedeniyle sokaklarında gezdiğinizde kendinizi zaman zaman Trabzon’un bir mahallesinde hissedersiniz. İşte Türkiye’nin zenginliği tam da burada başlar. Yıllardır 420’ye yakın ilçe ve beldede Akıllı Şehirler ve Yangın Güvenliği üzerine sahaya inerek çalıştım.Bu çeşitliliği her defasında tekrar tekrar gördüm. Mesela Yozgat Bahadın…Türkiye’de örneğini pek görmediğimiz, çok değerli bir…
ŞİİRİN İNSANA, KENTE VE YAŞAMA DOKUNUŞU Şiir…Kimi zaman bir sessizlik kadar derin, kimi zaman bir meydan kadar gür.Hayatın karmaşası içinde insanın durup kendi iç sesini duyduğu, şehrin de kendini yeniden hatırladığı en zarif köprü. İster sol bir bakış açısına sahip olun, ister sağ bir çizgide yürüyün…İster bir aşkın içinden geçiyor olun, ister hayatın yükünü omuzluyor olun…Herkesin bir şiiri vardır.Ve herkesin şiiri, yaşadığı şehre bir iz bırakır; çünkü insanın ruh hali, kentin ruhunu da şekillendirir. Düşünün lütfen… Bir arkadaşınız vardır, ruhu dalgalıdır.Belki sol düşüncededir.“Denizlerin dalgasıyım / Ben halkımın kavgasıyım / Yenilmedim ki…” diye söyler.Bu dize, bir gençlik sloganından öte; haksızlığa direnişin,…
BİR FIRTINA TUTAR ŞEHRİ “Bir fırtına tuttu bizi…”Bu sözleri duyduğumda Balkanların o hüzünlü ama aynı zamanda dirayetli ezgisi gelir aklıma.Milletlerin kaderini değiştiren rüzgârları düşünürüm.Bazı kelimeler vardır; şarkıdan daha fazlasını anlatır.“Fırtına” da böyle bir kelimedir. Ve şehirler de bazen bir fırtınaya ihtiyaç duyar.Kendini yenileten, silkelenip doğrultan, yönünü tayin eden bir şehir fırtınasına… Benim için “fırtına” iki şehrin hikâyesinde yankı bulur:Biri eşimin ata toprağı Trabzon,diğeri ise “ne olursa olsun ayrılmam” diye bağlandığı Kocaeli… Kocaelispor’un tarihi, şehrimizin nasıl ayağa kalktığını, nasıl kenetlendiğini, nasıl direnç geliştirdiğini gösteren en güçlü aynalardan biridir.Bugün o fırtına yeniden şekilleniyor.Tribünlerde yükselen ses, yalnızca maç heyecanı değil;şehrin yeniden özgüven kazanmasının…
BU ŞEHRİN EN BÜYÜK SINAVI: SU 05 Aralık 2025’te İSU Genel Müdürü’nün yaptığı paylaşım, uzun süredir kapımızda bekleyen bir gerçeğin tok bir uyarısıydı. Hiç kızmayın…!Su kesintisi bir sonuçtur.Asıl mesele ise; suyu yönetme becerimizin günün şartlarının gerisinde kalmasıdır. Ve bu mesele…Sadece belediyenin değil; bu şehirde nefes alan herkesin ortak sınavıdır.Vatandaşından sanayicisine, site yöneticisinden tarımsal üreticisine, işletmelerden kamu kurumlarına kadar herkesin sorumluluğu vardır. Dünya Alarm Veriyor, Türkiye En Kritik Eşiklerde The Economist Intelligence Unit’in Dünya Kaynakları Enstitüsü (WRI) verilerine dayanarak oluşturduğu 2040 su stresi haritası risk seviyelerini şöyle tanımlıyor:%80-100 : Son derece yüksek risk%40–80 : Yüksek risk%20–39 : Orta-yüksek%10–19 : Düşük-orta%10 :…
KADIN HAKLARI GÜNÜ: Bir Güne Sığdırılamayacak Kadar Büyük Bir Emanet… 5 Aralık Kadın Hakları Günü…Evet, önemli.Evet, tarihsel değeri büyük. Ama bugün yine aynı cümleleri duyduk:“Zaten 8 Mart var, bir güne iki anlam yüklemeye gerek yok!” Oysa mesele gün meselesi değil.Mesele, kadını yılda bir veya iki kez hatırlamakla çözülebilecek bir mesele hiç değil. Kadın, bu ülkenin hafızasıdır.Emeğidir, vicdanıdır, taşıyıcısıdır, öğretmenidir, üreticisidir…Ve en zor meslek olan anneliği 7/24 omuzlarında taşıyan kişidir. Bir anne, bazen bir evin değil; bir mahallenin, bir okulun, bir şehrin yükünü taşır.Ama biz hâlâ kadın emeğini iki güne sıkıştırıp vicdan rahatlatmaya çalışıyoruz. Belediyeler İçin Bir Hatırlatma: Kutlamak Değil, Destek…
OTİSTİK Mİ OLSAM…! ALZHEIMER MI OLSAM…! Bir şehir düşünün…Kimi çocukları kalabalıkta kayboluyor; kimi büyükleri evinin yolunu.Bir şehir düşünün…Bir yanda göz teması kurmak için çırpınan minikler,öbür yanda evladının adını hatırlamak için mücadele eden anneler, babalar… Ve biz bu iki sessiz çığlığın tam ortasında yaşıyoruz.İşte o yüzden bugün de yazıyoruz.Çünkü bazı acılar vardır, erteleyince büyür.Bazı sorumluluklar vardır, görmezden gelince insanın omzunda ağırlaşır. Dün “Hocam yazılarınızı bırakmayın, sizi okumak iyi geliyor” diyen onlarca kişiden gelen o samimi ısrar, bu şehre karşı sorumluluğumuzu hatırlattı.“Her gün yazmayacağız” demiştik ama bazı gerçekler beklemiyor.Bugün de buradayız. Dijital çağın içindeyiz…Ekranlar büyüdü, ilişkiler kısaldı.Hız arttı ama insanların birbirine temas…
KIŞIN EŞİĞİNDE: DEPREME VE AFETLERE DAYANIKLI ŞEHİRLER Kış artık eskisi gibi başlamıyor.6 ŞUBAT’ı UNUTMAK MÜMKÜN MÜ…?İklim değişikliği mevsimlerin ritmini bozdu; Türkiye’de kış neredeyse bir ay gecikmeli geliyor.Bu gecikme, yalnızca doğanın takvimini değil; şehirlerin risk takvimini de değiştiriyor. Kış geç geliyor ama daha sert geliyor.Yağışlar yoğunlaşıyor, soğuk daha kısa sürede etkili oluyor, altyapıya binen yük büyüyor.Bu nedenle deprem, sel, fırtına ve yangın gibi risklerin kış aylarındaki çarpan etkisi çok daha yüksek. Kış, Riskleri Katlayarak Büyütür Kapanan yollar…Enerji altyapısındaki arızalar…Donan zeminler…Artan yangın riski… Tablo çok net:Afet sonrası müdahale, kışın iki kat zor, üç kat yavaş, dört kat kırılgandır. Sahada yaptığım yüzlerce incelemenin…
VİCDANLI ŞEHİRLER ÜZERİNE Engelsiz Şehir, Vicdanlı Şehirdir 3 Aralık Dünya Engelliler Günü; takvimde işaretli bir hatırlatma değil, bir şehri yönetenlerin vicdanını, insani duyarlılığını ve adalet duygusunu sorgulatan özel bir gündür.Çünkü bir şehrin vicdanı, en kırılgan vatandaşının hayat kalitesiyle ölçülür.Bir şehri şehir yapan yalnızca yolları, köprüleri, binaları değildir; o şehirde en hassas vatandaşın bile hayatı ne kadar kolaylaşmışsa, işte orası “vicdanlı bir şehirdir.” Bizim yıllardır söylediğimiz bir gerçek var:Erişilebilirlik bir lütuf değil, belediyeciliğin özüdür. Engelli bireylerin gündelik hayata rahatça katılması; sosyal devlet anlayışının, güçlü bir toplum bilincinin ve doğru bir şehir yönetiminin en somut göstergesidir. Belediyecilik, güçlü olanı değil; zorluk yaşayanı…
NE’Sİ YANLIŞ Hayatın içinden üç farklı olay…Sporun dünyasından, şehirlerin kültürel damarından ve gündelik insanlık hâllerinden süzülen üç küçük örnek.Ve hepsi aynı soruyu akla getiriyor: “Bunun nesi yanlış?” Mesela… Dünya bilardosunun emektar isimlerinden Bora Karatay’ın, Semih Saygıner gibi bir ustayı yetiştirmesi…Saygıner’in zaman içerisinde bilardonun daha büyük ilgi, rekabet ve profesyonel ortam sunduğu Güney Kore’ye yerleşmesi…Ve PBA 2025’te Lütfi Çenet ile yaptığı Dünya Şampiyonası müsabakasını 4–1 kazanması… Tüm bunlara bakıp bazıları hemen şu soruyu yöneltiyor:“Ülkesini bırakıp gitmek doğru mu?” Oysa sporun, sanatın ve mesleklerin küreselleştiği bir çağda, insanlar branşlarının daha güçlü olduğu merkezlere yöneliyor.Daha iyi çalışma koşulları, daha zengin rekabet ve uluslararası…
BİBERKÖYLÜ SAATÇİ ALİ EFENDİ:EMANETİN, GÜVENİN VE ŞEHR-İ EMİNİN SESSİZ HATIRASI İzmit’in bugünkü Yürüyüş Yolu, hızın, ışığın ve kalabalığın içinde akıp gidiyor. Oysa aynı hattın yıllar önce bambaşka bir ritmi vardı: küçük dükkânların sıcaklığı, selamların tanıdıklığı ve çokkültürlü hayatın ağır ağır akan zarafeti…İşte o ritmin tam ortasında anlatılır Biberköylü Saatçi Ali Efendi. Bir saat ustasından daha fazlasıydı o. Sözünün ağırlığı, yaptığı işin inceliği ve insanın içindeki güven duygusunu tamir eden ustalığıyla, kentin vicdanına nakşolmuş bir isimdi. Dükkânına giren herkes, sadece bozuk bir saati değil; kimi zaman gönlündeki sıkıntıyı da bırakırmış. Çünkü onun tezgâhında tamir edilen şey, çoğu zaman zamanın kendisi değil,…