Trenden Ankara İstasyonu’na, sırtında bir heybe, beyaz seyrek sakallı, yetmiş yaşında Uşaklı bir köylü indi. Rastladığı ilk üniformalıya;- Gazi Paşayı görmek istiyorum! dedi.Adam demiryolcuydu. Direksiyon binasını gösterdi;- Şu binaya gelir, herkesle konuşurdu ama şimdi Cumhurbaşkanı oldu. Gelir mi, konuşur mu, konuştururlar mı bilmem?Zorlukla Özel Kalem Müdürü Hayati Bey’in yanına girdi.Neden geldiğini kısaca anlattı.Gazi bugün gelecekti. Hayati Bey bu yaman köylüyü Gazi ile konuşturmaya karar verdi. Bir de kahve ikram etti.Gazi öğleden sonra geldi. Bekleyen çoktu.Hayati Bey hepsini atlatıp yaşlı köylüyü içeri soktu. Gazi köylüyü ayakta karşıladı. Oturttu.- Buyur Nuri Efendi!- Teşekkür ederim Gazi Paşam.Ben Uşak’ın Kalfa Köyü’ndenim.Babamdan helva ile haşhaş…
Yazar: Bahri Polat
Hazine ve Maliye Bakanı Nuriddin Nebati göreve geldiği günlerde, ekonomiyi nasıl düzelteceğini, enflasyonu nasıl hızla düşüreceğini gülümseyerek gözlerindeki ışıltıyla ifade etmeye çalışırken o günkü enflasyon yüzde 21′ di. Ama enflasyonun katlanarak artışıyla gözlerdeki ışıltı ne yazık ki ateş topuna döndü ve önüne geleni yakıp yutan enflasyon canavarının ağzından fışkıran sadece ateş topu oldu. Yani, enflasyon öyle gözlerdeki ışıltıyla, mışıltıyla, gülücükle, tebessümle ve en önemlisi lafla düzelemeyeceği kendini açıkça gösterirken Nebati’nin ışıldayan gözleri kararıverdi. Ve Hazine ve Maliye Bakanı Dr. Nuriddin Nebati’nin göreve geldiği 2 Aralık 2021 tarihinde yüzde 21 lerde aldığı enflasyonun aradan geçen 4 ayda bugünkü geldiği nokta yüzde…
Akaryakıt, elektirik, tohum, gübre pahalı. Ekemiyoruz, dikemiyoruz ve sonunda kendimize yetecekken yetemiyoruz. Güven verilemiyor, güvenemiyoruz. Günü kurtarmaya çalışırken yarından emin olamıyoruz. Dün aldığımız bugünden ucuz, yarın alacağımız daha pahalı. Üstelik daha ne kadar olacağı, nerde duracağı da belli değil. Sorun yokluk değil yoksulluk. Sorun güvensizlik. Yarın ne olacağı konusundaki belirsizlik. Geçim sıkıntısı ve çaresizlik. Çaresizlikle gelen kuyruklar; Patates, soğan, ekmek, akaryakıt kuyrukları. Ve kuyruklar çeşitleriyle çoğalarak uzayıp gidiyor. Ve bunlara yağ kuyrukları ekleniyor. Kimse keyfinden kuyruklarda ömür tüketmiyor. Hepsi yokluktan değil yoksulluktan. Yoksullukla mücadele edenler, Yoksulluğu yaratanların suçlamasına maruz kalıyor. Yoksullar, ‘Yağ varken yokmuş gibi kuyruklarla izdiham yaratıyor’ diye suçlanıyor.…
Türkiye’nin yüzde 10 büyüyerek dünya büyüyenler listesindeki üst sıralarda olduğumuz altı çizilerek belirtiliyor. Peki nasıl oluyor da Türkiye gıda enflasyonunda 64,47’lik oranla dünyada 4. sıraya yükseliyor? Dünya enflasyon liginde bizden önce yüzde 260’lık yıllık enflasyonla ikinci sırada bulunuyor. Listede yüzde 240’lık oranla Lübnan üçüncü, yüzde 139’luk oranla Suriye dördüncü. Geleceği bilinmeyen belirsizlikler içindeki bir ekonomik tablonun yaşandığı ülkemizde; Günü kurtarmanın kaygı ve endişesiyle, ne yazık ki bu büyümeyi nedense hiç farkedemiyoruz. Farkettiğimiz tek şey; Akaryakıt, doğalgaz ve elektirikle gelen ve daha ne kadar ne zamana kadar geleceği belli olmayan ardı arkası kesilmeyen zamlar. Üretimde maliyet hesabı bile yapmanın imkansızlaştığı Ve…
Bu kez Hatay’ın yetiştirdiği edebiyat alanındaki başarılarıyla Türkiye’de ve dünyanın birçok ülkesinde ünlenen,bir şair ve yazarımızı sizlerle buluşturuyoruz. Kuşadası’nda yaşayan bu önemli ve çok değerli hemşehrimiz Hüseyin Ferhad’ı tanıtacağız sizlere. HÜSEYİN FERHAD KİMDİR? 25 Aralık l954, Hatay Hassa doğumlu. Asıl adı Hüseyin Hameş. İlk ve ortaokulu Hatay’ın Hassa ilçesinde okudu. 1972’de Mersin İlköğretmen Okulu’ndan mezun oldu. Urfa’da iki yıl sınıf öğretmenliği yaptı. 1979’da Gazi Eğitim Enstitüsü Matematik Bölümü’nü bitirdi. Film-Radyo-Televizyon ile Eğitim Merkezinde radyo program yazarı ve yönetici olarak çalıştı. 1991’de Adana’ya göçtü. Ticaretle uğraştı, matematik öğretmenliği yaptı. 2014’de İstanbul’a, sonra İzmir’e taşındı. Şimdi Aydın’ın Kuşadası ilçesinde yaşıyor. Dicle Hameş’in…
Tüm zamların anası olan akaryakıt ve enerjiye zam yapmak için her koşulda bir bahane bulunuyor ve zamlar ardı ardına sıralanıyor. Hemde zamların getirdiği yoksullukla canı çıkan vatandaşların yokluk içinde feryadına rağmen. Dur durak bilmeyen akaryakıt ve enerji zamlarla; İş yapmak da, yaşamak çok ama çok zorlaşıyor. Hatta imkansızlaşıyor. Rus-Ukrayna savaşı nedenile biraz kıpırdayan dolar bahanesiyle yine insafsızca büyük bir zam yapıldı. 13,50 TL dolaylarında seyreden Amerikan Doları Rusya’nın Ukrayna’ya girmesiyle 14,30 TL’ye kadar yükselip tekrar 14 TL nin altına düştü. Kısa süreliğine 14 TL yi geçip hemen 13,80 TL lere düşmesine rağmen akaryakıta Benzinde 1.61, Motorinde 1.51 TL/LT zam yapıldı.…
Antakya’nın kendine özgü tadıyla olmazsa olmazsı simit yapılan fahiş zam ile birlikte 2.5 ile 3 lira arasında satılan Antakya simidine rağbet giderek azalıyor. Simit fiyatlarının ekmek fiyatını da geçtiğini söyleyen vatandaşlar “Artık simitte lüks oldu” dediler. Sabah kahvaltılarının vazgeçilmezi simit düşük bütçeli yiyecek iken şimdilerde lüks tüketim olduğunu savunan vatandaşlar, “Eskiden bir simit bir çay alırdın 3 Lira verirdin şimdi bir simit bir çay 6-7 Lira oldu. Hatta bu kimi yerlerde 10 Lirayı bile buluyor. Bizim düşük bütçeli dediğimiz yemeğimiz artık lükse girdi. Ne yesek bilemedik. Fiyatların düşürülmesi gerektiğini düşünüyoruz” dediler.
İste dünyanın adaletsizliği, iki yüzlülüğü ve sömürgeci ruhla çıkarcılığı Ukrayna meselesinyle bir kez daha açıkça ortaya çıktı. Koskoca bir ülke hiç yüzünden gözlerinin önünde işgal ediliyor, şehirler bombalanıyor. İçinde insanların olduğu otomobiller tanklarla çiğneniyor… Ve koca bir ülke cehenneme çevrilirken ABD ve Avrupa ülkeleri sadece birkaç yaptırım gibi basit sözden öteye seyirci kalıyor. Ve bu saldırıya dünya seyirci kalıyor. Sadece yaptırım, falan filan gibi sonuçsuz göstermelik açıklamalarla yetiniyorlar. Hele Nato! Hak getire. Yokluğu da dert. Ama varlığı sadece ve sadece ABD’ye hizmet. Ama topraklar işgal ediliyor, canlar yokediliyor, topraklar gasbediliyor. Açıklama yapıncaya, toplanıncaya, hele bir karar alıncaya kadar; İş işten…
Ülkemize sığınmacı olarak gelen ve birinci sınıf vatandaş muamelesi gören Suriyeli’lerin yarattıkları sorunları ilerleyen yıllarda daha da büyüyerek artacağı konusunda uzmanlar, bilim adamları, siyasetçiler ve bu konuda yaptıkları haberlerle ve tanık oldukları olaylarla Suriyeli Mülteciler konusunda yıllardır çeşitli haberler yapıldı. Söylenmesi gereken söylendi. Dikkatler çekilmeye çalışıldı.Sokak sokak, mahalle mahalle, bölge bölge sayısal üstünlükleri birlik dayanışma ve çıkar çatışmasına dönüştükçe yarattıkları huzursuzluklar ve birçok olaylar kaçınılmaz olurken, bundan zarar gören vatandaşların düştükleri sıkıntılar gibi sorunların giderek arttığına tanıklığımız mutlaka vardır.Son olarak HBB Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş da ülkede bazı şehirlerdeki çeşitli dengeleri nasıl değiştirebileceği tehlikesine:“Ben seçimden önce bir çadıra gittim.…
Tarihi kaynaklara göre Yavuz’un oğlu Kanuni Sultan Süleyman’ın ünlü Kaptan-ı Deryası ve Sadrazamı Sokullu Mehmet Paşa, 1574 yılında Baş Mimar Sinan ve Hassa mimarlar teşkilatına Payas’ta külliye yaptırmak istemiştir. Burada 15 dönümlük zeytin bahçesindeki zeytin ağaçları kestirilmiş bugün caminin önündeki avluda yer alan çeşmenin hemen yakınındaki zeytinlerden bir tanesi anı olarak bırakılmıştır. Bırakılan bu zeytin ağacı tek ana gövde ile başlamakta ve yaklaşık 1.5 m yukarıda 3 gövdeye ayrılmaktadır. Tepe çatısı 40 m²’lik bir alanı kaplayan ağacın ana gövdesi yaşlandığı ve çürümeye başladığı için kesilmiştir. Hala yılda 300 kilogram ürün veren ağaç, dünyanın en yaşlı meyve veren zeytin ağacıdır. Görmek isteyenler…