Yazar: Bahri Polat
ANTAKYA MUTFAĞININ ZENGİN MENÜSÜ VE SANATÇILARIN BİRBİRİNDEN GÜZEL MÜZİK ZİYAFETİYLE COŞKUNUN YAŞANACAĞI ANTAKYA DERNEĞİNİN 17 OCAKTA DÜZENLEYECEĞİ RASEL-SENİ GECESİNE KATILMAKTAN İÇİN SINIRLI SAYIDAKİ YERLERİNİ AYIRTMALARI HATIRLATILDI… Antakya Derneğinin geleneksel hale gitirdiği, birbirinden lezzetli Hatay mutfağının seçkin lezzetlerinin ikram edildiği ve çok sayıda sanatçıların müzik ziyafetleriyle renklenerek adeta bir eğlence coşkusuna dönüşmesiyle yoğun ilgi gören Rasel-Seni etkinliğinin 8.cisine katılmak için sınırlı sayıdaki yer için rezerve yaptırılmasının önemi hatırlatıldı. İstanbul’daki Hataylı’ları bir araya getirmek, birlik ve dayanışmayı sağlamak, Hatay’ı, Hataylı’yı tanıtmak amacıyla her koşulda önemli etkinlik ve çalışmalara imza atan Antakya Derneği Başkanı Ahmet Kara, 17 Ocak günkü Hatay ruhunun yaşanacağı etkinliğe…
Hataylılar Derneği Başkanı Mehmet Denizoğlu ile başkan vekili Mehmet Burak Akyürek, Hatay’da 120 okulda eğitim gören yardıma muhtaç öğrencilere giysi yardımında bulundu. Başkan Mehmet Denizoğlu, gerçekleştirdikleri yardımlarlar hakkında haber istemize şunları söyledi: Hatay ilimizde bulunan 120 okulda eğitim gören kız ve erkek öğrencilerimiz için mont ve ayakkabı yardım kampanyası başlatmış bulunmaktayız. Amacımız, daha fazla çocuğumuza, daha fazla evladımıza dokunabilmek ve onların yüzlerinde bir tebessüm oluşturabilmektir. Bu anlamlı yardım çalışması, değerli hocamız Musa Göçer’in öncülüğünde hayata geçirilmiştir. Siz kıymetli hemşehrilerimizin desteğiyle daha çok çocuğumuza ulaşmayı hedefliyoruz. Yapacağınız her türlü yardım, geleceğimiz olan çocuklarımız için büyük bir umut olacaktır. Destekleriniz için şimdiden…
Antakya Kültürünü Tanıtma, Yaşatma ve Yardımlaşma Derneği, 7 bin yıllık geleneği derneğin geleneği haline getirerek bu yıl düzenlenen Rasel-Seni etkinliğini bu yıl da 8. sini düzenleyerek Hataylı’ları bir araya getirerek dayanışma örneği sergileyecek. 17 Ocak 2026 Cumartesi günü 18,00-23,00 saatleri arasında Çağlayan’daki Salon Figaro’da gerçekleştirilecek etkinlik gecesinde Hatay mutfağından lezzetler ikram edilecek, seçkin sanatçıların seslendireceği birbirinden güzel müzik ve dans eşliğinde hem eğlenece, hem Hatay mutfağına olan özlem giderme fırsatı verirken hem de Hatay türküleriyle doyasıya eğlenilecek. Tüm Hataylı’ları bu anlamlı geceye katılmaya çağıran Antakya Derneği Başkanı Ahmet Kara, “Dayanışma içinde, bir arada olacağımız gecemize herkesi davet ediyoruz. Lütfen çevrenizdekileri…
TAKSİM’DEKİ DERNEK LOKALİNDE BİR ARAYA GELEN ÜYELER, UDİ SANATÇI HAMDİ DEMİRCİOĞLU VE KOROSUNUN MÜZİK ZİYAFETİYLE EĞLENDİLER… Hatay Dayanışma Derneği yönetimi “üyeler ve aileleriyle tanışalım yeni yıla merhaba diyelim” dediler, öyle de yaptılar. “YENİ YILA MERHABA” konseptiyle 10 Ocak 2026 akşamı üyeler ve aileleri dernek lokalinde bir araya geldi. Hatay’dan gelen lezzetler ile masalar yerli malı haftası tadında donatıldı, geceye katılanlar birbiri ile hasret giderdi. Udi sanatçı şef Hamdi Demircioğlu ve korosu gelenlere unutulmaz keyifli bir akşam yaşattılar sağ olsunlar. Sanatçı Hamdi Demircioğlu yaptığı konuşmada üyeleri ve müzikseverleri çalışmaları her pazartesi akşamı Hatay Dayanışma Derneği Lokalinde devam eden koroya katılmaya davet…
TÜRKİYENİN EN BÜYÜK VE İLK EMLAK ŞİRKETİ TURYAP’IN KURUCUSU HATAY HASSALI HAYIRSEVER İŞ İNSANI AZMİ ZEKİ SARIBAY VEFAT ETTİ… Türkiye’de kurduğu TURYAP emlak pazarlama şirketiyle emlak pazarını kurumsallaştıran Hatay-Hassalı hayırsever iş insanı TURPAP Yönetim kurulu ve onursal başkanı vefat etti. Hatay’ın güzile ilçesi Hassa’nın saygın ailelerinden merhum Mehmet Turan Sarıbay’ın oğlu TURYAP emlak gayrimenkulun sahibi hayırsever işadamı AZMİ ZEKİ SARIBAY yaşadığı İstanbul’da vefat etti. Merhum Sarıbay’ın vefatı Hassa’da ve İstanbul iş dünyasında üzüntü yarattı. Merhum Azmi Sarıbay’a Allah’dan rahmet kederli Sarıbay Ailesi ile sevenlerine başsağlığı ve sabırlar diliyoruz. Merhum Azmi Sarıbay’ın cenazesi 11.01.2026 pazar günü ikindi namazı sonrası İstanbul Kilyos…
İNCİ BONCUK OLMUŞ…! Bir dükkândaydım.Boncuk, bijuteri, küçük süsler satan bir esnaf…Sık uğradığım, hâl hatır sorulan yerlerden biri.Yaşlı bir teyze girdi içeri.Boncuklara uzun uzun baktı.Seçti, ayırdı, paket yaptırdı.Her şey tamam gibiydi.Sonra bir fotoğraf çekti.Birine gönderdi.Cevap gecikmedi:“Çin malı onlar…”Bir anda yüzü değişti.Boncuklar masada kaldı.Bu kez başka bir soru sordu:“Arabistan’dan gelenlerden yok mu?”Yok denildi.Teyze, hiçbir şey almadan çıktı.İşte o an anladım…Mesele boncuk değildi.Mesele, nereden geldiğine inanıldığıydı.Bu sahneden sonra anlatan,dükkânın sahibiydi.“Arabistan’da inci yok,” dedi.“Oraya da başka ülkelerden gider.Onlar da orijinal değil.”Bir an durdu, sonra ekledi:“Gerçek inci denizin derinliklerinden çıkar.Tanesi yüz bin dolardan başlar.Bir milyona kadar yolu var.O inciyi alacak adam, bu dükkâna mı gelir?”Haklıydı.Ama…
HER CANLI… Her canlı doğar, yaşar ve ölür.Bu cümle, basit gibi görünür ama hayatın bütün gerçeğini içinde taşır.Uzun yıllar boyunca insan ömrü için “ortalama 60 yıl” denirdi. Bugün ise bilim, tıp ve yaşam koşullarındaki gelişmelerle birlikte bu süre 75 yıl civarında ifade ediliyor. Kimi için daha kısa, kimi için daha uzun…Ama sonuç değişmiyor:Yaşam süremiz sınırlı.Asıl soru şu değil:Ne kadar yaşadık?Asıl soru şudur:Nasıl yaşadık ve geride ne bıraktık?Bir insan, bu dünyadan göçtükten sonra yalnızca bir mezar taşıyla mı hatırlanır; yoksa bir hatırayla, bir iz ile, bir iyilikle mi?Ailemizde…Çocuklarımızın hafızasında hangi kelimelerle yer edindik?Birlikte geçirilen zaman mı kaldı geriye, yoksa ertelenmiş sözler…
Hatay Konfederasyonu Yönetim Kurulu Üyeleri Ali Çalışkan ve Mustafa Çalışkan’ın babaları Hüseyin ÇALIŞKAN uzun süredir tedavi gördüğü rahatsızlığa yenilerek vefat ettiğini üzüntüyle öğrendik. Hassa ilçesi Karafakılı köyündeki aile kabristanına defnedilen merhum HÜSEYİN ÇALIŞKAN’a Allah’dan rahmet, kıymetli hemşehrilerimiz ve değerli dostlarımız Ali Çalışkan ve Mustafa Çalışkan kardeşler ile Çalışkan ailesine başsağlığı ve sabırlar dileriz.
NE VAR BUNDA….! “Ne var bunda?”Artık masum bir soru değil bu.Yanlışı sıradanlaştırmanın, çürümeyi görünmez kılmanın en kısa cümlesi.Pazarda limon alıyorsun.Tezgâhın arkasında bir kap su…Limon suya sokulup çıkarılıyor, parlatılıyor.“Sulu limon” algısı oluşturuluyor.Veli nimet dediğin ürün, göz boyamayla satılıyor.Uyardığında cevap hazır:“Ne var bunda, herkes yapıyor.”Ekranlara bakıyorsun.Bazı televizyon programlarında hayatlar sergileniyor.Çoğu zaman lüks evler, geniş salonlar, rahat sofralar…Bazen kenar mahalleden kesitler de ekleniyor ama mesele orada da aynı:Acil gidilmesi gereken uzun mesafeli lokasyonlara,her defasında ticari taksilerle ulaşılabiliyor.Hayatın gerçek yükü, maddi sınırlar, imkânsızlıklar pek görünmüyor.Gerçeklik değil, kurgulanmış bir “normal” sunuluyor.Eleştirildiğinde savunma tanıdık:“Ne var bunda, sonuçta program bu.”Aile ilişkileri, mahremiyet, sınırlar…Hepsi reyting uğruna esnetiliyor.Teyze–yeğen, amca–yenge,istemeden…
KİM DEMİŞ YOK DİYE…! Bir süredir aynı cümleyi duyuyoruz.Özellikle siyaset, bürokrasi ve teknik alanlarda:“Yok…İnsan yok…Yetişmiş kadro yok…Uzman yok…Olanlarla idare edeceğiz.”Bu cümleler zamanla bir gerekçeye, hatta bir kabule dönüşüyor.Yanlış tercihlerin, zayıf kadroların ve geçici çözümlerin bahanesi hâline geliyor.Oysa sorun gerçekten “yok” olması mı?Yoksa bakılmayan, görülmeyen, çağrılmayan insanlar mı var?Bir şehirde;yıllarca üretim yapmış, onlarca mühendisi aynı çatı altında toplamış,meclis tecrübesi olan,ama siyasetin maddiyat merkezli, dar ve yıpratıcı atmosferinden bilinçli olarak uzak durmuş insanlar var.Bir başka yerde;merkezî yönetimdeki makamını, imkânını, konforunu geride bırakıp“ben hizmet etmek istiyorum” diyerek yerelde sorumluluk almaya hazır idealistler var.Yine başka bir örnekte;yurtdışındaki akademik birikimini, kariyerini, düzenini bozupülkesine dönmüş,kamuda üst…