SON ZAMANLARDA SAMANDAĞI’NDA YAŞANAN OLAYLARA DİKKAT ÇEKEN ASİ-DER, KAMUOYUNA YAPTIĞI AÇIKLAMAYLA İLGİLİLERE UYARIDA BULUNARAK, YETKİLİLERİ GÖREVE ÇAĞIRIP GEREĞİNİ YAPMALARI İÇİN ÇAĞRIDA BULUNDU…
Hemşehrilerinin sosyal ve toplumsal olaylarda yanında olmayı görev bilerek Hataylı vatandaşların sorunlarını yetkililere aktarılarak çözüm çabasıyla bilinen ASİ-DER, kamuoyuna yaptığı bir basın açıklamasıyla; Son günlerde Samandağı’nda yaşanan olaylara dikkat çekerek yetkililere uyarıda bulunum gerekenin yapılarak hukukun uygulanmasını istedi.
Antakya, Samandağ, İskenderun İlçeleri Kültür Yardımlaşma Dayanışma Çevre Gönüllüleri Derneği (ASİ-DER) yönetimi adına başkan Tevfik Usluoğlu, Samandağı’nda yaşanan olaylara dikkat çeken ve ilgili ve yetkililerin gerekenleri yapmasını istedi.
Asi-Der başkanı Usluoğlu’nun konuyla ilgili açıklaması şöyle:
Samandağ, misafirperverliğin, hoşgörünün, dayanışmanın şehridir. Ama aynı zamanda haklarına sahip çıkmanın, mücadelenin ve direnmenin de diğer adıdır.
Bu nedenle, depremde ağır yara alan, evlerini, işyerlerini kaybetmiş, hepsinden önemlisi binlerce canını toprağa vermiş bir şehir olarak Samandağ geçmişini koruma ve geleceğini yeniden kurma çabasında olan bir şehirdir.
Samandağ’a gönderilen yardım tırlarının ulaştırılmasında ne kadar güçlük çekildiğinin çok iyi bilen bir dernek -ASİ- DER- olarak buradan açıklıkla ifade etmek istiyoruz.
Samandağ “kavgayı ayırma çabasındaki” canlarının hayatını kaybetmesi ya da TOKİ işçisi ya da kim olursa olsun kavga – çatışma olaylarını yaşamak istemiyor.
Bu nedenle Samandağında gerçekleşen hadiseler karşısında tüm yetkilileri hassasiyetle gerekli tüm çalışmaları yapmalarını, suç unsuru oluşturabilecek eylemlerin önlenmesi ve suça karışanların yargı karşısına çıkarılarak toplum huzurunun sağlanması konusunda gereğini yapmalarını talep ediyoruz.
ASİ – DER olarak öncelikle hayatını kaybeden kardeşimizin yakınlarına başsağlığı, yaralananlara acil şifa dileklerimizi iletmek istiyoruz.
Nitekim Hatay’ın bir çok yerinde olduğu gibi Antakya’da , Defne’de de aylardır süren sorumsuzca, trafik kurallarını hiçe sayan tamperli araçların sürücülerinden, halk güvenliğini hiçe sayan tutumlara kadar bir çok vakaya şahit olduk.
Trafik kazaları, enkazın üstünü örtmeden araçlarla taşınması, araçlardan hurda demirlerin sarkmış halleri ile trafikte bulunmaları, yıkımlarda toz bulutların oluşması, bir kent olduğu gibi toz bulutlarına mahkum edilmesi, ÇED raporlarını ve halk sağlığını hiçe sayan beton santralleri, keşmekeş uygulamalar….
Bu konularda bir çok kurum ve yetkili müteselsil sorumludur elbette. Ancak işçilerin taşkınlıkları, saha yetkililerin öncelikli sorumluluğundadır.
Bu süreç daha büyük sorunları oluşturmaya doğru evrilmeden gerekli tüm tedbirler alınmalı, sorun ve ya suç oluşturan her eylemin önüne geçilmelidir. Aksi durumda toplumsal sorunlar büyüyecektir. Arzu edilen de bu değildir.
Nitekim Samandağında trafik kazası sonrası 1 kişinin bıçaklı saldırı sonucu öldürülmesi ve 2 kişinin yaralanması, Samandağ sahilinde gerçekleşen olaylar, taciz iddiaları, Mağaracıkta bir kişinin cinnet geçirerek yengesini öldürmesi ve ardından intihar etmesi kriminal olaylardır.
Depremin oluşturduğu tahribatı üzerinden hala atlatamayan ve ne yazık ki uzun sürecek olan bu toplumsal gerçeğin yanısıra, işsizlik, barınma, işçi göçü, hayat pahalılığı gibi bir çok sorunla boğuşan insanımızın getirilmeye çalışıldığı nokta çok açıktır.
Dünyada ve ülkemizde gerçekleşmekte olan toplumsal çözülme, çürüme ve değersizlik bir çok insani problemi getirmektedir. Bu değer yitimi bir çok sosyal patlama ve cinnet geçirmeyi beraberinde getirebilmektedir.
Son dönemde TOKİ çalışanları olarak kamuoyuna yansıyan niteleme ile gerçekleşen suçların bir çok nedeni olabilir .
Ancak suça karışanlar üzerinden “emekçi, etnik kimlik nitelemesi” gibi ifadeler ile açıklama yapmak doğru değildir. Suç işleyen suçludur. Suç işleyenin de mazlum olma durumu yoktur.
Elbette bu tür olaylar provokasyona ve farklı iddiada ki açıklamalara açıktır.
Ancak her ne olursa olsun, TOKİ yetkililerinin işçi alımında her kentin öznel hassasiyetini dikkate almalı, şehirdeki yetkili birimlerin suça ve toplumsal psikolojiye karşı daha etkin olmaları beklenen bir durumdur.
Farklı etnik ve dinsel kimliklerin bir arada yaşadığı Samandağında meseleyi kimlik siyaseti üzerinden açıklamak, ırçılık üzerinden yorumlamak, farklı reflekslerin oluşmasına neden olabilir.
Mesele kriminaldir ve bunun önüne geçilmelidir.
Sadece Samandağ için değil ilimiz Hatay’ın bin yıllık kültürel ve sosyolojik mirasına sahip çıkılmasını, gerçekleştirilecek olan provakasyonlara karşı şehrimizin bütün renkleri ile insanlığın temel değerleri üzerinden tutum alınması gerektiğine inanıyoruz.
Bu nedenle başta mülki ve idari yetkililer olmak üzere yasal süreçleri takip etmekle yükümlü bütün kurumları sorumluluğa, hukukun gereklerini yerine getirmeye davet ediyoruz.
Samandağ halkının ve ilimizin kültürüne sahip çıkan bütün hemşerilerimizin ister planlı provakasyon ister münferit olay olsun, huzur bozucu girişimlere karşı, eşitlik temelinde bir arada kardeşçe yaşamdan yana tavır alacağını birkez daha açıklıkla ilan ediyoruz.
Saygılarımızla…
